Yatçılıkta konfor, çoğu zaman sessiz motorlarla, geniş güvertelerle ve lüks döşemelerle tanımlanır. Oysa bir teknenin misafirine söylediği ilk söz, çoğu zaman gözlerden önce burna ulaşır. Merdivenden inersiniz, kapı açılır ve “denizde olmak” duygusu ya kurulur ya da bozulur. İşte tam bu on saniyede devreye giren marka var ODORGO…
Yatta koku, dekorasyon meselesi değil; doğrudan işletme deneyiminin bir parçasıdır. Kaynaklar hep aynı yerlerdedir: pis su hattı, sintine, kapalı kabinlerdeki rutubet, kokuyu hafızasına alan tekstiller, mutfakta ise balık, kızartma veya buzdolabı. Kapalı ve dar bir hacimde bunların üstüne güzel bir koku sıkmak işi çözmez, aksine ikiye katlar. Karada tolere ettiğiniz bir oda spreyi, teknede baş ağrıtabilir.
ODORGO’nun yaklaşımı bu nedenle farklı: hedef güzel koku değil, nötr hava.
“Biz tam olarak o on saniyenin peşindeyiz”
Bu sözlerin sahibi Şebnem Oğuz, ODORGO’nun kurucusu. Galatasaray Üniversitesi ve Sorbonne mezunu. Uzun yıllar iletişim sektöründe çalıştıktan sonra üç çocuğunu büyütmek için ara verdi. Yıllardır migrenini tetikleyen kokulara karşı kişisel bir çözüm ararken ODORGO’yu kurdu. Önce kullanıcıydı, sonra girişimci oldu.
Bugün Oğuz, bu deneyimle yatçılık sektörüne de aynı hassasiyetle yaklaşıyor. Ona göre yatçılıkta koku yönetimini diğer alanlardan ayıran en kritik fark, kapalı ve sınırlı hacim. Karada tolere edilen bir koku, teknede baskın ve rahatsız edici olabiliyor.
“Bir teknede misafirin kararı ilk on saniyede verilir. Merdivenden aşağı inersiniz, kapı açılır ve burnunuz size bir şey söyler. O anda duyduğunuz şey ‘denizde olmak’ duygusunu ya kurar ya da bozar. Biz tam olarak o on saniyenin peşindeyiz.” Şebnem Oğuz
ODORGO’nun yatçılıktaki hedefi, ortama parfüm karakteri kazandırmak değil; istenmeyen kokuları nötralize ederek, misafirin fark etmediği bir atmosfer yaratmak.
Peki ODORGO Yatçılara ne vaat ediyor?
Oğuz, markanın yatçılığa vaadini iki katmanda anlatıyor:
Kaptan tarafında sadelik:
“Jeli kabine, tuvalete, dolaba koyarsınız ve unutursunuz; fişi, pili, şarjı, sigortası yok, bozulacak parçası yok, bakım listesine yeni bir kalem eklemez.”
250 gramlık kavanoz 15 metrekareye kadar alanda 30 güne kadar çalışıyor. Anlık yoğun kokular için sprey; yıllar içinde yüzeylere sinmiş kokular için çok amaçlı ürün; uzun süre kapalı kalmış tekneler için ise profesyonel kuru sisleme uygulaması devreye giriyor. Yani müşteri kavanozla baş başa bırakılmıyor.
Misafir tarafında hassasiyet:
“En çok gurur duyduğum şey, üründe parfüm olmaması. İçinde parfüm, ftalat, paraben, boya, sülfat, alkol, toksin ve sert kimyasal yok.”
Kapalı bir kabinde bunun ne demek olduğunu, deniz tutan bir misafire veya yoğun kokudan rahatsız olan birine sormak yeterli. Aynı sebeple ODORGO, teknedeki teak, deri, vernik ve tekstillerle yan yana güvenle kullanılabiliyor.
Bir de vaat etmedikleri var
Oğuz’un özellikle altını çizdiği bir ayrım var:
“ODORGO bir dezenfektan ya da biyosidal ürün değildir, öyle bir iddiamız hiç olmadı. Kaynağı da tamir etmez. Tankta veya sintinede bir sorun varsa, kokuyu yönetmek o sorunu ortadan kaldırmaz. Biz kokuyu yönetiriz, tekniği kaptan çözer.”
Bu ayrım, profesyonel yat işletmeciliğinde markanın nasıl konumlandığını anlamak açısından kritik. ODORGO teknik bakımın yerine değil, yanına konumlanıyor. İkisi birlikte yürüdüğünde ise tekne o ilk on saniyeyi kazanıyor.
Maskelemek yerine nötralize etmek
ODORGO’nun temel felsefesi, kötü kokuyu başka bir kokuyla bastırmak yerine, koku moleküllerini hedef almak. Beş bitkisel yağ esaslı formülasyon, istenmeyen kokuları nötralize ediyor. Bu yaklaşım, Delaware State University’de yapılan bağımsız bir çalışmada yüzde 98’e varan etkinlikle ölçüldü.
Bugün ODORGO, ev ve araç kullanımından otellere, kurumsal alanlardan endüstriyel tesislere kadar farklı ihtiyaçlara çözüm sunuyor. Yatçılık ise bu yolculuğun yeni ve anlamlı alanlarından biri.
Editörün Notu: Kısacası görünmeyen konforun peşinde
Bir yatın deneyimini belirleyen detaylar arasında belki de en az görünen, ama en çok hissedilenlerden biri kokudur. İyi koku yönetiminin başarısı, bir şeyin kokmasında değil, kokmamasında saklıdır.
ODORGO’nun yatçılıkta aradığı fırsat da tam olarak bu: Daha güzel kokan bir tekne yaratmak değil; istenmeyen kokunun deneyimin önüne geçmediği bir tekne.







